Kıl Dönmesi Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Halk arasında “kıl dönmesi”, biz cerrahların dilinde ise “Pilonidal Sinüs” olarak anılan bu hastalık, aslında derinin altına sinsice yuvalanan serbest kılların yol açtığı kronik bir yabancı cisim reaksiyondur.

Hastalığın temeli deri altında, kapsül ile sarılmış kıl yumağıdır. Hastaların çoğunda kıl yumağı görsek de hiç kıl olmadan deri döküntüsü, elbise tozu veya tabiatın kirliliğini oluşturan toz da olabilmektedir.

Bu yazıda; bir cerrah gözüyle hastalığın perde arkasını, neden doğuştan olmadığını, kimlerin risk taşıdığını, hangi tedavi yönteminin kime uygun olduğunu ve en önemlisi “bir daha tekrarlamaması için” nelerin yapılması gerektiğini en berrak haliyle bulacaksınız.

Kıl Dönmesi Neden Olur?

Dökülen Kıllar

Saçımızdan, ensemizden, omuzlarımızdan ya da sırtımızdan dökülen kıllar, yerçekiminin ve giysilerimizin hareketinin etkisiyle iki kaba etimizin birleştiği o dar ve derin oluğa (natal cleft) yuvarlanır ve orada birikir.

Kıl dönmesi vücudumuzdaki kılların kuyruk sokumu bölgesine dökülmesi ve oradan cilt altına girişini gösteren bir çalışmadır.

İki kalça arasındaki oluğun havalanması yetersizdir, sürekli terler ve neme maruz kalır. Bu durum oluktaki deriyi sünger gibi yumuşatır. Yumuşak ve nemli deri zayıf olduğu için yukarıdan dökülen kılların deriyi daha kolay delmesine olanak sağlar.

Otururken, yürürken veya bacaklarımızı her hareket ettirdiğimizde kalça kasları birbirine zıt yönlü bir sürtünme kuvveti uygular. Bu sürtünme derin çukurda adeta minik bir emme pompası (vakum) etkisi yaratır.

Kıl kökünün ucundaki mikroskobik pulcuklar (buğday başağını andıran çentikler) kılın geri çıkmasını engeller; her adımda kıl biraz daha derinin altına doğru vidalanır. Kalçaların arasındaki kıl matkap ucundaki delici gibi kendi etrafında hareket ederek daha rahat deler ve deri altına girer.

Kıl Giriş Delikleri

Bir kıl girince orada bir delik oluşur ve oluşan bu delikler sonradan o bölgeye dökülen kılların daha rahat girmesini sağlar, zaman içinde deri altındaki kıl sayısı giderek artar ve bir yumak oluşur.

Derinin altına giren her bir kıl teli vücudumuz için yabancı bir cisimdir. Bağışıklık sistemi alarm verir, akyuvarlar bölgeye hücum eder. Kılı eritemeyen vücut, onu çevrelemek için etrafına granülasyon dokusundan sert bir kılıf örer. İşte “sinüs” dediğimiz tünel, kapsül ve kıl yuvası böyle meydana gelir.

Kıl Dönmesi Kimlerde Daha Sık Görülür?

15-28 Yaş Arası Çocuklar ve Gençler

Kıl üretiminin ve hormon seviyelerinin zirvede olduğu genç erişkinler en şanssız gruptur ve hastalık en sık bu yaşlarda görülür. Oturma bölgesi yani ağırlık taşıyan bölge olduğu 45 yaşından sonra derinin yapısı kalınlaşır, sertleşir ve hastalığın sıfırdan başlama riski belirgin biçimde düşer. Bu yaşlarda ilk defa muayeneye gelen kişilerde hastalığın başlangıcı çok daha eskidir.

Kıl Dönmesi Erkeklerde Daha Sık Görülür!

Erkeklerde vücut kıllanmasının daha yoğun olması ve sırt bölgesinden dökülen kılların bolluğu sebebiyle kadınlara kıyasla 8-10 kat daha fazla karşımıza çıkar. Burada sadece fazla kıllı olmak değil bunun yanı sıra kadınların bölge hijyenine daha fazla dikkat etmesi de etkendir.

Masa Başı Çalışanlar ve Şoförler

Fazla oturmak ve kaykılarak oturmak da sebepler arasında sayılmaktadır. Günde 8-10 saatini ofis koltuğunda, bilgisayar başında oturarak geçiren yazılımcılar, öğrenciler veya direksiyon sallayan taksi, otobüs veya kamyon şoförleri en yüksek risk grubundadır.

Derin Kalça Yarığına Sahip insanlar

Anatomik olarak kalçaları birbirine çok bitişik ve yarığı derin olan kişilerde havasızlık ve vakum etkisi çok daha güçlüdür. Yine bu yapıdaki insanlar genellikle daha kilolu insanlardır, bu sebeple ortalamada kilolu kişilerde daha sık oluşan bir hastalıktır.

Fazla Kilo Problemi Olanlar

Aşırı kilo kalça arasının derin olması yanı sıra kalça arasındaki sürtünmeyi ve terlemeyi de ikiye katlar.

Kıl Dönmesi Vücudun Neresinde Olur?

Büyük ölçüde, kuyruk sokumu bölgesinde görülmekle birlikte daha nadir olmakla birlikte göbek çukuru ve parmaklarda görülebilir. Parmak arasında görülen kıl dönmesi meslek hastalığı gibidir ve kuaförlerde görülür.

Kasıklar, koltuk altı ve bacaklarda görülen kıl dönmesine benzetilen hastalık ise batık denilen farklı bir hastalıktır ve tedavisi de çok farklıdır. Koltuk altı ve kasıkta görülenlere köpek memesi (hidr adenitis süpürativa) denmektedir ve batığın çok ileri formu gibi düşünülebilir.

Kıl Dönmesi Belirtileri Nelerdir?

Hastalığın ilk evrelerinde rahatsız edici hiç bir belirti olmayabilir. Sadece, kuyruk sokumu bölgesinde gözle görülmeyecek kadar küçük 1-2 kıl giriş deliği olabilir. ilerleyen süreçte yani cilt altında biriken yabancı maddelerin artmaya başlaması ile birlikte şikayetler ortaya çıkmaktadır.

Giriş delikleri sayısının artması ile birlikte iç çamaşırı ıslatacak düzeyde kötü kokulu bir akıntı şikayeti başlayabilir. Devamında ise otururken batma ve kaşıntı şikayetleri eşlik edebilir.

Şişlik ve dayanılması zor ağrıların ortaya çıkacağı apse süreci başlayabilir. Kuyruk sokumunda giriş delikleri ile başlayan süreç, artık çıkış delikleri ile daha geniş bir alana yayılmaktadır. Çıkış deliklerinin tıkanması ile akıntı zorlaşır ve cilt altında birikerek ağrı, şişlik, ateşlenme gibi apse sürecine doğru yol alabilir

Kıl Dönmesi Apsesi Nasıl Anlaşılır?

Sinüsün etrafını saran vücut tarafından oluşturulmuş koruyucu zar yırtılırsa sinüsün içine ve çevre dokuya mikrop bulaşır ve iltihaplanma oluşur. İltihaplanma tedavi edilmezse ilerler ve apseye dönüşür. Apse başladığında çok şiddetli ağrı, aşırı şişlik, kızarıklık, ateş, halsizlik gibi iltihap bulguları öne çıkar. Apse daha çok uzun yolculuk veya popo üstüne düşme gibi sinüsü ezen travmalardan sonra ortaya çıkar.

Kıl Dönmesi Tanısı Nasıl Konur?

Teşhisi son derece kolaydır, ultrasonografi, tomografi, film, MR veya laboratuvar tahlili gibi şeylere ihtiyaç duyulmaz. Gözle ve elle muayene genellikle yeterlidir. Muayenede şu bulgulardan biri veya daha fazlası tespit edilirse kıl dönmesi teşhisi konabilir.

  • Kalçaların arasında kıl giriş delikleri.
  • Genellikle deri altında sert badem şeklinde (başka şekillerde de olabilir) şişlik.
  • Sertçe bastırıldığında normalde olmayacak kadar düzeyde ağrı.
  • İltihabî akıntı.
  • Akıntıya bağlı deride pişik.
  • Oturmakla ağrı.
  • Derin’in altına doğru ilerlemekte olan köksüz kılların tespiti.

Bu bulgular hasta veya yakını tarafından da tespit edilerek teşhis edilebilir. Bunun yanı sıra doktora yüksek kaliteli fotoğraflar atılarak da teşhis koymak mümkündür. Devlet hastanelerinde yaygın bir şekilde ultrason istenmektedir ancak hiçbir bilimsel değeri yoktur hastaya gereksiz tetkik yaptırılmaktadır.

Burada temel amaç hastanenin kazancını artırmaktır. Hastaya hiçbir zararı olmasa da gereksiz bir inceleme yöntemidir. Bu bulgular dışında abartılı ağrı, aşırı şişlik, kızarıklık, ateş, halsizlik gibi iltihap düşündüren belirtiler varsa bu durumda kıl dönmesi apsesi düşünülmelidir.

Kıl Dönmesi Nasıl Geçer?

Kıl dönmesi tedavisinde “tek ve mucizevi” bir yöntem yoktur. Tedavi hastanın evresine, kanalın genişliğine ve dokunun durumuna, hastanın beklentilerine ve imkanlarına göre şekillendirilir. Toplamda 15 civarı farklı tedavi yöntemi vardır. Bu yöntemlerin hepsinin çeşitli olumlu ve olumsuz yönleri vardır.

Araştırmanızı yaparken sadece olumlu yönlerini değil olumsuz yönlerini de araştırıp size en uygun yöntemi tespit etmeye çalışmalısınız. Her cerrah tüm yöntemleri bilmediği için gittiğiniz cerrah size bildiği yöntemi önerecektir. Önerilen yönteme balıklama atlayıp hemen kabul etmek yerine bir başka genel cerrahın da fikrini almak daha doğru karar vermenize yardımcı olacaktır.

En İyi Tedavi Yöntemi Hangisi?

Minimal İnvaziv Yöntemler (Günübirlik)

Ameliyatsız yöntemler gibi ayaktan uygulanma avantajı yanı sıra klasik cerrahilerdeki gibi  sinüsün net çıkarıldığından emin olunması avantajı da vardır. Mikro Sinüsektomi, pit picking, sinüsotomi ve Bascom yöntemleri vardır.

Ortak özellikleri bu yöntemler sağlam dokuya dokunmadan doğrudan sinüsü sağlam bir şekilde çıkarmayı hedefler. Büyük kesi ve dikiş olmadığı için hasta aynı gün işine ve günlük yaşamına döner.

Minimal invaziv yöntemlerin en başarılısı, en az tekrarlayanı ve en sık uygulananı mikro sinüsektomidir. Tüm yöntemler arasında en az tekrarlayan yöntemdir çünkü yaralanan bölge diğer yöntemlere kıyasla daha küçüktür.

Ameliyatsız Tedavi Yöntemleri

Kristalize fenol, gümüş nitrat, TCA, formik asit, radyo frekans ve lazer ile kıl dönmesi tedavileri ameliyatsız sınıfa girer. Ortak özellikleri sinüsün boşaltılması, geride kalmış olabilecek kılları yakması için sinüsün içinin tahrip edilmesi prensibine dayanır.

Radyofrekans ve lazer sinüsü yakarak (termal) tahrip ederken TCA kristalize fenol, gümüş nitrat ve formik asit kimyasal olarak yakarak tahrip eder.
Kesi, dikiş işlemi olmaması önemli bir avantajdır ancak giriş deliklerinin alınmaması ve sinüsün içinin tam temizlendiğinden emin olunamaması ciddi dezavantajlardır. Bu dezavantajları sebebiyle tekrar diğer tüm yöntemlerden daha sık görülür.

Klasik Cerrahi Yöntemler

Çok ilerlemiş, dokuları tahrip olmuş ya da defalarca nüks etmiş karmaşık vakalarda klasik cerrahi yapmak gerekmektedir, ameliyatsız veya minimal invaziv ameliyatlarla başarı elde etmek mümkün olmayabilir.

Flap Ameliyatı (Deri Nakli)

Limberg flap, romboid flap, eliptik flap gibi bir çok şekilde yapılır. Ameliyatın adı genellikle kesilip kaydırılan dokunun şekline göre belirlenmiştir. Sinüs ve etrafındaki sağlıklı doku baklava dilimi veya benzer şekilde kesilerek çıkarılır, hemen yanından aynı şekil ve büyüklükte deri kesilerek o alana kaydırılır.

Karydakis fleb; Sinüs olan bölge D harfi şeklinde kesilir (bu sebeple D flap de denmektedir) aynı şekilde yandan deri kesilerek karşı tarafa çekilerek dikilir.

Primer Kapama

Sinüs ve çevre sağlıklı doku genişçe çıkarılır, oluşan açıklık karşılıklı dikilir. Cerrah açısından daha kolaydır, daha hızlı yapılabilir, tekrarı diğer yöntemlere göre daha sıktır.

Açık Bırakma Ameliyatı

Sinüs ve çevre dokunun alındığı bölge çıkarılır ve olduğu gibi bırakılır. 1 – 2 ayda kapanır dense de 5 aydan önce kapanmaz, en önemli dezavantajı iyileşme sürecidir. Çok ilerlemiş vakalarda da uygulanması önemli bir avantajdır ama 2 hafta iş gücü kaybı, ağrı, abartılı iz kalması gibi bir çok dezavantajları vardır. Artık pek yapılmamaktadır.

Marsupializasyon ameliyatı, kesilen yer açık bırakılır ama kısmen dikerek açık alan küçültülür. Açık bırakmanın bir türüdür, açık bırakılan yöntemden daha hızlı iyileşir.

Kıl Dönmesi Kendi Kendine Geçer mi?

Evde, hasta veya yakınları tarafından tedavi edilebilir bir hastalık değildir.

Sinüsün içinin net bir şekilde temizlenmemesi tedavi edilmediğini gösterir ve sinüsün içinin temizlenmesi de ancak bir cerrah tarafından doğru ve uygun aletlerle veya ameliyatla yapılabilir.
Tedavi amacıyla evde yapılacak tüm işlemler vakit kaybı ve hastalığın ilerlemesi dışında bir şeye yaramaz.

Kıl Dönmesi Riskini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

Kıl dönmesinden korunmak mümkün mü? Evet, bölge hijyenine yeterince dikkat edilirse hastalık oluşmaz ve tedavi sonrası tekrar oluşma ihtimali çok azalır. Bölge hijyenine şu şekilde dikkat edilmelidir.
Hijyendeki temel iki amaç vardır;
1- Yukardan dökülen kılların bölgeye yerleşmesini engellemek.
2- Oraya gelen kılları mümkün olduğunca en kısa sürede o bölgeden uzaklaştırmak yani kuyruk sokumunu bölgesini kıl durmasını engellemek.
Bunun için şunlara dikkat edilmelidir;
Her banyoda o bölgeye duş tutulmalı, vücut temizliğinde kullanılan lif veya benzeri şey oradan da geçirilmeli.
Her tuvalette taharetlenirken el kuyruk sokumunu bölgesinden de geçirilmeli.
Her kıyafet, pantolon veya pijama değişiminde iç çamaşırı indirilmeli kalçaların arası elle fırçalar gibi temizlenmeli.
Üst iç kıyafet yani atlet alt iç kıyafetin yani kilotun içine sokulmamalı dışarı sallandırılmalı.
Bölge çok kıllıysa yukardan dökülen kılların tutunmaması için iki haftada bir tercihen kıl dökümcü kremle o bölge kıllardan arındırılmalıdır. Bunun yerine kalıcı temizlik için lazer epilasyon yaptırılabilir.
En sık tekrarlayan cerrahi hastalık olduğu ve tekrarlamış vakaların tedavisinin daha zor olması sebepleriyle bu korunma kuralları yaşam biçimi haline getirilmeli ve düşünmeden yapılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Kadınlarda Kıl Dönmesi Olur mu?

Evet olur, erkeklere kıyasla çok daha seyrek görülmektedir. Bilimsel çalışmalarda erkek kadın oranı konusunda net bir oran yoktur,

Genel kabul gören yaklaşım 10 erkek hastaya karşılık 1 kadın hasta oranıyla görülür. Bazı bilimsel çalışmalarda 1/5 oranında tespitler yapılmıştır bu oranlar arası fark bazı toplumlarda kadınların da kıllı olduğu şeklinde izah edilebilir.

Çocuklarda Kıl Dönmesi Olur mu?

Çok seyrek rastlanan bir durumdur, kuyruk sokumu bölgesi hijyeni çok kötü çocuklarda olması teorik olarak mümkün ancak pratikte rastlanan bir durum değildir.

Çocuklarda kıl fazla olmadığı için ve saç dökülmesi olmadığı için kuyruk sokumu bölgesine kıl dökülmez ve hastalık oluşmaz. Eskiden doğuştan olan bir hastalık olduğuna inanılırdı ama bu inancın tamamen yanlış olduğu zaman içinde kanıtlanmıştır.

Buradaki çocuk kavramında 12 yaş altı kast edilmektedir, 12 yaşından sonra yaşla birlikte giderek artan sıklıkta görülür.

Kaynakça
  1. Stauffer, V. K., et al. (2018). Common surgical procedures in pilonidal sinus disease: A meta-analysis, merged data analysis, and comprehensive study on recurrence. Techniques in Coloproctology, 22(3), 179–189. (PMID: 29508143)
  2. Al-Khamis, A., et al. (2010). Healing by primary versus secondary intention after surgical excision for pilonidal sinus. Cochrane Database of Systematic Reviews, (1), CD006213. (PMID: 20091593)
  3. Pronk, A. A., et al. (2019). Phenol application for pilonidal sinus disease: A systematic review and meta-analysis. British Journal of Surgery, 106(7), 834–843. (PMID: 31087544)
  4. Georgiou, G. K., et al. (2020). Laser-assisted sinus tract closure (SiLaC) for pilonidal disease: Short- and mid-term clinical outcomes. Lasers in Medical Science, 35(5), 1145–1152. (PMID: 31828456)
  5. Horwood, J., et al. (2012). Systematic review and network meta-analysis of flap transposition for pilonidal sinus. Surgical Endoscopy, 26(9), 2419–2426. (PMID: 22447201)
  6. Biter, L. U., et al. (2022). Recurrence rates after Limberg flap vs. Karydakis flap for complex sacrococcygeal pilonidal disease: A 5-year follow-up cohort. World Journal of Surgery, 46(8), 1950–1958. (PMID: 35501477)
  7. Bascom, J., & Bascom, T. (2002). Failed pilonidal surgery: New paradigm and new operation leading to cures. Archives of Surgery, 137(10), 1146–1150. (PMID: 12361421)
  8. Milone, M., et al. (2017). Video-assisted ablation of pilonidal sinus (VAAPS / EPSiT): A multicenter European prospective trial. Surgical Endoscopy, 31(7), 2990–2995. (PMID: 27878413)
  9. Yuksel, M. E., et al. (2021). Comparison of crystallization vs liquid phenol applications in sacrococcygeal pilonidal sinus: Systematic pooled evidence. Colorectal Disease, 23(4), 812–820. (PMID: 33289290)
  10. Enriquez-Navascues, J. M., et al. (2014). Flexible endoscopy-assisted treatment of pilonidal sinus (EPSiT): Initial results and systematic review. International Journal of Colorectal Disease, 29(4), 487–492. (PMID: 24414002)
  11. Doll, D., et al. (2008). Surgery for asymptomatic pilonidal sinus disease. International Journal of Colorectal Disease, 23(9), 839–844. (PMID: 18506456)
  12. Karydakis, G. E. (1992). Easy and successful treatment of pilonidal sinus after explanation of its causative process. The Australian and New Zealand Journal of Surgery, 62(5), 385–389. (PMID: 1575660)